COVID19 ya da kamuoyunda bilinen diğer adıyla Corona virüsü, dünyada hızla yayılıyor. 103 ülkeye yayılmış, binlercesini öldürmüş, on binlerce kişide pozitif tanı konmuş, milyonlarca taşıyıcıya ulaşmış bir virüsten, Corona’dan (Covid-19) söz ediyoruz. Kimse, hiçbir ülke kayıtsız kalamıyor. Ülkeler, bölgeler, şehirler karantinaya alınıyor. Hafife alanların, bize bir şey olmaz diyenlerin, başlarına neler geldiğini her gün yeni örneklerle izliyoruz. İlk Çin’de tespit edilen virüs Güney Kore, İran ve İtalya gibi ülkelerde ağır tahribatlar yarattı. Bugün birçok ülke sınırlarını kapattı ve milyonlarca insana karantina uyguluyor. Virüs Türkiye’nin kapısına da geldi çattı. Uzmanlar virüsle en etkili mücadele yönteminin, dışarıya çıkmamak, kalabalığa karışmamak olduğunu söylüyor.

Corona virüsü ile dünya ekonomisi en büyük buhranlarından biriyle karşı karşıya kaldı. Virüs dünya ekonomisi üzerinde büyük tahribatlara sebep olmaktadır. Dünya ekonomik büyümesinin lokomotifi olan Çin’in büyümesinin yavaşlaması ve sanayi üretiminde ciddi bir düşüşün yaşanması birçok ülkenin ekonomisinde yeni problemler yaratmaktadır.

Salgının yayılmaya devam etmesinin küresel ekonomiye etkisinin beklenenin üstünde olabileceğine dair endişeler giderek artarken, ABD başta olmak üzere piyasalarda sert çöküşler yaşanmaya devam ediyor. Küresel ekonomide yavaşlama ve durgunluk beraberinde enflasyon ile işsizliğin artmasına sebep olabilecek ve global piyasalarda resesyon riskini artıracaktır. Küresel ticaretin önemli bir bölümünü oluşturan Çin ekonomisinde yaşanan yavaşlama ve üretim düşüşü Çin’den ithalat gerçekleştiren ülkelerde ciddi ekonomik problemler oluşturacaktır.

Corona virüsü ile beraber Türkiye ekonomisinde de taşlar yerinden oynadı. Virüsün ekonomik tahribatı ülkemizde de etkisini göstermeye başladı. Virüs nedeniyle birçok şirket ticari faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldı. Yılın ilk iki ayında ihracat ve ithalat önemli ölçüde düştü. Türkiye Çin’den ithal girdi kullanan ülkeler arasındadır. Bu girdilerin tedarikinde bir sorun yaşanması halinde zaten sınırlı olan üretimimiz daha da düşecektir. Dünya Ekonomisinin yavaşlamasıyla beraber ihracatımızda düşecektir. Üretim süreçleri ve ihracat düşüklüğü nedeniyle finansal piyasalarda olumsuz etkilenmektedir. Önümüzdeki günler finansal piyasalarda dalgalanmaların daha belirgin olduğu bir dönem olacaktır. Çin ile yaklaşık 22 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan Türkiye’de salgın tehdidi ülke ekonomimiz üzerinde olumsuz etki yaratacaktır. İran ve Irak sınırının kapatılması ile yaklaşık 17 milyar dolarlık ticaret de tehlikeye girmiştir.

Corona virüs tehdidinin uzun sürmesi halinde ülkemizde pek çok sektörün üretimi düşecektir. Yıllık 35 milyar dolarlık geliriyle cari açığın düşmesine en büyük katkı sağlayan turizm sektörü ise en fazla etkilenen sektörlerin başında gelecektir. Ayrıca ulaşım, gıda ve hizmet sektörü de olumsuz gelişmelerden payını alacak sektörlerdir.

Türkiye corona virüs ile mücadelede olduğu gibi ekonomik etkileri ile mücadelede de ulusal ölçekli stratejiler geliştirilmelidir. ABD ekonomisine tampon oluşturmaya çalışan politika yapıcılar, ülke tahribatını azaltacak ekonomik tedbirler alarak FED faizini sürpriz bir şekilde yüzde 0’a çekti ve piyasaya 700 milyar dolar karşılıksız para sürdü. Ülke olarak bizimde acilen ekonomik önlem stratejisi geliştirmemiz gerekmektedir. Üretim ve istihdamın sekteye uğramaması için iş gücü piyasasının korunması gerekir. Virüsten olumsuz etkilenen sektörlere de destek ve önlem uygulanmalıdır. Ülke ekonomisinin bekası ve işletmelerin ayakta kalmaları için merkez bankaları faiz indirimine giderek, ödeme kolaylıkları sağlamalıdır. Aksi halde yaşanması muhtemel iflaslar adeta domino etkisi yaratarak, ekonomimizde zorluklara sebep olabilecektir.

Öte yandan ülkemizde vatandaşlar tedbir amaçlı gıda ve hijyen ürünlerine yöneldi. Spekülatörler fırsattan istifade ederek hijyen malzemelerinden olan kolonya, maske, eldiven, sıvı sabun, kâğıt havlu, ıslak mendil gibi ürünlere yüzde 100’ü aşkın zam yaptı. Temel tüketim mallarında da durum farksız. Zamlarda talep artışının payı büyük. Nitekim gıda ve hijyen ürünleri tedarikinde tüketicinin endişelenmesine gerek yoktur. Ülkemizde yeteri kadar gıda ve hijyen ürünleri stoku bulunmaktadır. Market alışverişlerinde ihtiyaçtan fazla alarak stoklama yapmak, kriz fırsatçılarının istediği ortamı sağlamaktan başka bir işe yaramaz. Bunun faturası ise ülkemize enflasyon olarak yansır.

Virüsle mücadele noktasında yerel yöneticilerin de üzerine büyük görev düşmektedir.
Belediyelerimiz bütün işlerini bırakıp coronaya yönelmelidir. Ulaşım araçları, ibadet yerleri başta olmak üzere vatandaşın buluştuğu noktalarda temizlik ve hijyen seferberliğine geçilmelidir. Zabıtalar gıda ve hijyen spekülatörlerine karşı denetimlerini sıklaştırmalıdır. Hatta vatandaşın sağlığı için maske ve hijyen maddeleri gerekli yerlerde belediye tarafından dağıtılmalıdır.

Türkiye bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır. Ülkemiz ekonomik krizleri, saldırıları, dertleri göğüslemeyi başarmıştır. Türkiye çok güçlü bir ülke. Ülke olarak bir ve beraber olduğumuz sürece neleri başarabileceğimizin sayısız örneğini yaşadık. Birlik beraberlik içinde çok daha fazla çalışarak bu günlerinde üstesinden geleceğiz.