HABERİN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRIN

 


-Ey iman edenler, eğer yoldan çıkmış(Fasık) bir kimse size haber getirirse, onun doğruluk derecesini araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme eziyet edersiniz de yaptığınıza pişman olursunuz. (HUCURAT-6.) - Allah Teâlâ bu ayet-i kerimede, herhangi bir fâsıktan bildirmiş olduğu haberde, ihtiyatlı olmayı, haberin doğru olup olmadığı araştırmayı emretmek­tedir.

Böylece, yalan veya yanlış olma ihtimali bulunan haberlerden uzak durul­muş olur ve sağlam haberlere dayanılarak karar verilir. Bu âyet-i kerimenin, Resulullah'ın, Mustalik oğullarının zekatını getirmeye gönderdiği Velid b. Ukbe b. Ebi Muyat hakkında nazil olduğu rivayet edil­mektedir. Velid, Mustalik oğullarından zekatı getirmeye gidince onlar, Resulullah’ın elçisini karşılamak için hazırlanmışlar. Velid’de kendisinin Öldürüleceğini sanarak korkup geri dönmüş ve Resulullah'a Mustalik oğullarının zekat verme­diklerini, kendisini öldürmek istediklerini söylemiştir. Daha sonra Resulullah'da bir müfreze göndermiş ve Velid´in bildirdiği haberin doğru olmadığı anlaşılmış ve bunun üzerine de bu âyet-i kerime nazil olmuştur.

İslam dininin toplumsal bir din olduğu, toplumsal ilişkilere büyük önem verdiği bilinen bir husustur. İnsanlar arası ilişkilerin işleyişi, büyük ölçüde bilgiye, bilgi akışına, iş, aile, siyaset, vb. hayatın çeşitli kesitlerinde edindiğimiz, sahip olduğumuz bilgilere göre kendimize ve ilişkide bulunduğumuz kişilere bir yer biçeriz. İşte bu ayet de tam da bu konuyla ilgilidir. Edinilen bilgi ve haberden daha önemli olan bunu bize ulaştıran kişinin şahsiyetidir. Bu kişi şahıs olabilir, kurum yada medya olabilir fark etmez. Önemli olan güvenilir olup olmadığıdır. Bu ayette adil, doğru ve güvenilir kimsenin verdiği haberin delil olduğuna, Fasık’ın şehadetinin muteber olmadığına delil vardır.

Getirilen haberin iyice araştırılması emrinin bir gereği olarak muhaddisler hadis ravilerinin hayatlarını, kişiliklerini öğrenmek için “cerh ve Ta’dil” ilmini tahdis etmişlerdir. Çünkü dinin inşası ve uygulanması büyük ölçüde bu zatların nitelikleriyle gerçekleşiyordu. O bakımdan bu bilgilerin sağlam yollardan gelmesi gerekiyordu. Bu noktada Dikattinizi bir noktaya çekmek istiyorum, Peygamberlerden sonra insanların en doğru olanları, şahsiyetli olanları Şüphesiz Sahabe ve sahabe nesliydi. Muhaddisler bunların şahsiyetlerini, Hayatlarını, Duygusal zaaflarını araştırıyorken, Bugünün Müslümanları olarak kendimizi denetleme ihtiyacı duyuyor muyuz,? Fasıklığın revaçta olduğu, bir zamanda haberi ayıklama zahmetine katlanıyor muyuz? Özellikle medya sektörünün gerek dindar insanlar hakkında, gerek resmi veya diğer kurumlara, gerekse de toplumun diğer bireyleri aleyhinde çıkardıkları asparagas haberlere ne denli duyarlıyız, gazete, televizyon veya internet söyledi, doğrudur, işte belge deyip kendimizi fasıkların yalan-yanlış yönlendirmelerine teslim ediyoruz. Acaba bizler yada günümüz Müslümanları sahabeden daha mı şahsiyetli olduk ki her getirilen haberi tasdik ediyoruz.

Peygamberimiz döneminde yaşanan bir olayla bu günkü yazıma son veriyorum. “Hz. Peygamber(s.a.v.)ordusuyla Uhud savaşına 1000 kişilik orduyla giderken yolda Münafıkların lideri Abdullah bin Ubey bin Selul 300 münafıkla ordudan ayrılıp Müslümanları moralmen çökertti. 3000 Müşrik ordusuna karşı 700 müslüman hem de moralsiz, Bununla da yetinmeyen Münafıkların lideri Medine’ye gelip sokak sokak gezip bugün izzetli olanlar(güya kendileri izzetli olacak, Müslümanlar savaşta yenilecek, şehit olacaklar, yaralı olacaklar, işe yaramaz olarak gelecekler bizde onları Medine den çıkaracağız diyordu)Zelil olanlar da Haşa Allah Resulü ve sahabesi olacaktı. Unuttuğu bir şey vardı. ”İzzet ancak Allah’ındı, peygamberindi, Müminlerindi.” (Münafikun-9)Savaş bitiminde daha 16 yaşında olan sahabelerden Abdullah bin Erkam, Resullullah (s.a.v.)’a  gelip, Münafıkların Liderini şikayet edecek, Ya Resulallah ! Abdullah Bin Ubey bin Selul “sizin hakkınızda şöyle şöyle dedi.” Dikkat edin peygamber(s.a.v.) daha yoldayken vahiyle Abdullah bin Selul’ün münafık olduğu vahyi geldiği halde bize ders olması için “ Abdullah yanlış duymuş olmayasın. Yok ya Resulallah, diyor, Peygamberimiz ona inandığı halde yine soruyor, sakın kan davalınız, eski düşmanınız olduğu için böyle şikayet ediyor olmayasın.

Yok Anam-babam sana kurban olsun diyor. Dikkat edin Vahiyle bildirildiğine rağmen peygamber araştırıyor. Peki Müslümanları karalayan kartel medyasının yaptığı haber vahiyden daha mı sağlam, Ya da günümüz habercileri sahabeden daha mı şahsiyetli ki araştırma ihtiyacı duymadan karalama kampanyasına girişiyorlar. Eğer birilerini üzmüşsek, gıybet etmişsek helallik dileyelim, çünkü ölüm her an gelebilir. Doğru bilgiyi sorgulama ve gereğini yapma temennisiyle sizleri Şanı yüce olan Allah’a emanet ediyorum.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar